TRANSFER SEZONU AÇILDI: “EURO İLE ALDATMAK”
Transfer sezonu açıldı ve birlikte “euro ile aldatmak” başlıklı bir yazı okuyalım.
Çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği yerlerde, iyilik, güzellik, komşuluk ilişkileri ve dayanışma değerleri üzerine kurulu bir yaşam tarzı vardı. Bakkal, köylülerin ve çocukların uğrak yeriydi. Kimse birbirinin kalbini okur, zihninden geçenleri bilir, söze gerek kalmadan meramını anlardı. Elde olanı paylaşmak kadar, hataları yüze vurmamak da yazılı olmayan kurallardandı.
O günlerde, bazen çocuklar ellerinde büyük miktarda para ile bakkala gelirlerdi. Biz bakkal eşrafı, kimin ne kadar parayla çocuğunu alışverişe göndereceğini az çok bilir, çocukların gönlünü avutacak kadarını eline tutuşturur, kimseye belli etmeden ve en kestirme yoldan çocuğun ailesine ulaşırdık.
Ancak şimdi işler değişti. Futbol dünyası, “euro ile aldatma” furyasıyla çalkalanıyor. Takımlar, astronomik rakamlarla oyuncuları transfer ediyor, yöneticiler milyonlarca euro harcıyor. Peki, bu paralar nereden geliyor? Neden bu kadar büyük miktarda para harcanıyor? Kimse sormuyor, kimse öğrenmiyor.
Geçmişte, bizim gibi küçük yerlerde, insanların birbirlerini tanımaları, saymaları ve saygı göstermeleri üzerine kurulu bir yaşam tarzı vardı. Şimdi ise, her şeyin metaforlardan oluştuğu, muktedirlerin içini istedikleri gibi doldurduğu bir dünya yaşıyoruz. Değerler değişti, kurumlar ve kavramlar anlamını genişletti veya daralttı.
“Galatasaray Osimhen’i transfer ediyorsa, karşılığı Lukaku’dur veya Sörloth’tur. Fenerbahçe de gidip ikisinden birini getirecek. Başka yolu yok.” Euro ile aldatmak tam da bu. Euro ile zehirlemek. Çünkü bu mantığa göre, iki takım dışında takım yok!






